Nickinize Tıklayarak İsim Değiştiriniz,Sesten Rahatsız Olursanız, Sesi Kapatınız

NAMIK KEMAL,ZİYA PAŞA VE ABDÜLHAK HAMİT TARHAN'IN HAYATLARI

Namık Kemal hayatı:(21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası), Türk Milliyetçiliğinin öncülerinden, Jön Türklerden, ünlü yazar ve şairdir. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan, Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ile tanınır. Asıl adı Mehmed Kemal'dir.

1888'de mutasarrıflıkla sürgüne gönderildiği Sakız Adası'nda vefat etmiş, Türk Edebiyatında öncü niteliği bulunan şair ve tiyatro yazarıdır. "Vatan şairi" olarak da anılır.

EDEBİ KİŞİLİĞİ:EDEBİ KİŞİLİĞİ
Edebiyatımızda şiir, tiyatro, roman, eleştiri, tarih ve biyografi türünde eser veren ilk yazarlarımızdandır.
Şiirlerini iki ayrı dönemde değerlendirmek mümkündür:
a. 1870li yıllara kadar yazdığı ilk dönem şiirlerinde Klasik Türk Şiiri özellikleri görülür.
b. 1870lerden sonra yazdığı şiirlerde ise biçim bakımından klâsik, fakat içerik bakımından modern şiirler yazar. Bu dönemde yazdığı şiirlerinde VATAN-HAK-HÜRRİYET-ADALET gibi temaları işler.
Tiyatro eserlerinde Namık Kemal tarihi kişilikleri ve olayları ele alarak anlatmak istediği düşünceleri izleyicilerine aktar-ma yolunu seçer. Vatanseverlik ve insan hakları gibi konula-ra ağırlık verir. Onun kişileri ya tamamen iyidir, ya da tamamen kötüdür. Kahramanların ruh dünyasını abartılı bir biçimde işler. Shakespeare, Victor Hugo ve Corneillei çok sever. İntibah ve Cezmi adında iki romanı yayınlanan Namık Kemal, romanlarında vatan sevgisi ve insan hakları konularını işler. İslam birliği düşüncesi de onun eserlerinde önemli bir yer tutar. İntibah sosyal, Cezmi ise tarihi romandır.
Tahrib-i Harabat, Mukaddime-i Celal, İrfan Paşaya Mektup, Talimi-i Edebiyat, Bahar-ı Daniş Mukaddimesi adlı eserle-rinde ise dil, edebiyat yazıları ile eleştiri örnekleri bulunmaktadır.
Tarih alanında yazdığı eserler de Namık Kemalin hayatında önemli bir yer tutar.


ZİYA PAŞA: Hayatı [değiştir]1825'te İstanbul'da doğdu. Galata Gümrüğü'nde katiplik yapan Erzurumlu Ferideddin Efendi'nin oğludur. Bayezit Rüşdiyesi'ni bitirdi. Özel derslerle Arapça ve Farsça öğrendi. Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi'nde çalıştı. 1855'te Mustafa Raşid Paşa aracılığıyla sarayda Mabeyn Katipliği'ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Ali Paşa sadrazam olunca saraydan uzaklaştırıldı.

1861'de Kıbrıs, 1863'te Amasya Mutasarrıfı ve Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye üyesi oldu. 1865'te Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ne katıldı. Yeniden Kıbrıs'a atanınca 1867'de Namık Kemal ile birlikte Londra'ya kaçtı. Birlikte Yeni Osmanlılar'ın yayın organı olan Hürriyet gazetesini yayınladılar. Namık Kemal'in ayrılmasından sonra gazetenin sorumluluğunu üstlendi. 1870'te Cenevre'ye gitti. Ali Paşa'nın ölümünden sonra 1871'de İstanbul'a döndü.

1872-1876 arasında Şurayı Devlet üyeliği ve maarif müsteşarlığı yaptı. Anayasayı hazırlayan Kanun-i Esasi adlı kurumda görevlendirildi. 1'inci Meşrutiyet'in ilanından sonra 1877'de vezir rütbesiyle önce Suriye Valiliği'ne ardından Adana Valiliği'ne atandı. 17 Mayıs 1880'de Adana'da yaşamını yitirdi.ziya paşa şiir ile ilgili görüşlerini harabat adlı eserinin ön sözünde anlatmıştır
ABDÜLHAK HAMİT TARHAN: HAYATI
İstanbul'da doğdu. Babası Müverrih Hayrullah Efendi'dir. Hekimbaşı Abdülhak Molla dedesiydi.Önce Bebek'teki mahalle mektebine, sonra Rumelihisarı rüştiyesine devam etti. Bir yandan da özel ders alıyordu. Ayrıca Rober Kolej'e de gidiyordu.On yaşındayken ağabeyi Nasuhi Bey'le birlikte Paris'e babasının yanına gitti. İstanbul'a dönünce Tercüme Odası'na alındı.Çeşitli elçiliklerde bulundu.

TBMM'ye İstanbul milletvekili olarak girdi. Zatürreden öldüğünde Zincirlikuyu Mezarlığı'na 'milli merasim'le gömüldü.

Abdülhak Hamit'in sanatı gerek yaşadığı yıllarda, gerekse ölümünden sonra çok tartışıldı. Döneminde eski-yeni tartışması onun yapıtları çerçevesinde gelişti, kendisini tutanlarca şair-i azam olark alkışlandı. Özellikle Muallim Naci ve onu izleyenler dilinin savrukluğunu, tutarsızlığını, imgelerinin alışılmışı kıran sınır tanımazlığını eleştirdiler.

Hamit, Tanzimat sonrasında eskinin kalıplarını kırmaya çalışan şiiri, kişisel yaşantısının ürünü yapar ve onu Servet-i Fünun'a bağlamakla kalmaz, Edebiyat-ı Cedide'yi de ardına takarak Yahya Kemal'e kadar getirir. Milli Edebiyatçılar bile Hamit'ten geçerek gelirler.

Şubat 16, 2008 | Kategori:Edebiyat - Turkce| (0) Yorum Yaz! Bağlantı


<<Önceki Sayfa | / | Sonraki Sayfa>>

Bu Yazıyı Arkadaşına Göster

    Film izle, Dizi izle, Filmler
    Edebiyat Ödevi
    Edebiyat
    TOPlist HitTURK.Net Toplist Link Panosu Arama Motoru Hizmetleri Radyo Dinle


    80x15 random banner kodu